| |
Enocta görevlisi Esra Hocaoğlu ile Türkİyede'kİ E-Öğrenme Çalışmaları ve Genel Kavramlar Üzerine,
Hazırlayanlar: Ali Söken, Oğuz Ak
Geleceğİn Eğİtİm Modelİ ve Soru İşaretlerİ
Röportaj 5 ana kısımdan oluşmaktadır:
1- Enocta ve Türkiyede E-learning Gelişimi
2- E-learning İle Üniversite Eğitimi ve Yöntem Hakkındaki Yorumlar
3- İnternetin Kullanımı ve Eğitim Amaçlı Kullanılması
4- E-learning Sektörü ve Sektördeki Çalışma Yapısı
5- Enocta ve ABLMS
Enocta ve Türkiyede E-learning Gelişimi
Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
Probil grubunda yaklaşık 5 yıldır çalışıyorum daha önce Dubai ortaklı bir şirkette Türkiye temsilciliğinde satış görevlisi olarak çalıştım . E-öğrenmenin Türkiye'deki öncülerinden biri olan E-nocta tarafına geçtim. Yaklaşık iki buçuk yıldır ürün sorumlusu olarak görevdeyim ve müşteri yönetimi,satış pazarlama gibi faaliyetleri de yürütüyorum.
Enocta ile probil e-öğrenme alanında ortak mı çalışıyor?
Probil sitem entegre eden bir teknoloji şirketi ve teknoloji ile ilgili çözümler sunuyor. Bünyesinde bulundurduğu farklı şirketlerle bu çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin satış, pazarlama ve teknik altyapısını hazırlayan Probil, Enocta ise bizim mutfağımız yani en çok üretim yapılan yer.
Sektördeki öncü firmalardan birisiniz ve birçok büyük şirketle (Turkcell gibi) çalışmalarınız var. Değişen bu şirket profiline paralel olarak müşterileriniz taleplerinde nasıl değişiklikler oldu?
Türkiye’de 2005 yılında e-öğrenme sektörü hareketlenmeye başladı. 2001 krizinden sonra şirketlere hareket geçmeye başladı. Eğitime yatırım yapmaya karar verdiler. Sebebi ise şuydu; zaman yeri en zor doldurulan şey haline geldi. Seyahat etmek zorunluluğu ve bu organizasyonları n yürütülmesi çok zorlaştı. Eğitimler standart ve bir kurumsal profil altında o eğitimleri vermek zorundalar ve herkese aynı eğitimi sunmak durumunda. Tekirdağ'dan, İstanbul'a, Van'dan Mersin'e kadar her çalışanına aynı kalitede eğitim vermek istiyor. Bunu yapabilmenin tek yolu da tek merkezden eğitim sunmak. Bu gelişmelere paralel olarak e-öğrenme hareketlendi. Ayrıca, birçok firma bu sektöre girdi, kısacası toplu bir ayaklanma oldu. Aslında şöyle söylenebilir ki rakip bile olsak onların da sektöre girmesiyle pay alacağımız pastanın büyümesi bizim için de bir avantaj. Şuan 3,5 milyon dolar olarak belirlenen hacmin 2010 itibariyle 10 milyon doları aşması bekleniyor.
Sizden aldıkları eğitimlerle şirketler klasik eğitimle karşılaştırıldığında aynı verimi alabiliyorlar mı?
Burada çok ciddi bir ayrım var. Biz hiçbir zaman sınıf içi eğitimle rekabet etmeye çalışmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki onun yeri ayrı. Bizim amacımız eğitimin hamaliyesini e-ortama taşımak yani teorik kısmını internet ortamında vererek zamandan tasarruf edelim, maliyetlerim iz azalsın ve insanlara bir danışma merkezi oluşturalım. Biliyoruz ki kişisel yetkinliğin geliştirildiği eğitimler asla sınıfiçi eğitim desteği olmadan yürütülemez. Öğretmenle öğrencinin karşılıklı olarak etkileşim halinde olmasıyla sağlanan etkiyi asla bilgisayar karşısında veremezsiniz. Bir örnek vermek gerekirse bir markete gittiğinizde, zeytinyağı, deterjan alırsınız sepetiniz dolar, bir yandan peynir, zeytin alırsınız ama onların tadına bakarsınız. Yani biraz daha özenerek aldığınız şeyler vardır. Biz bu anlamda eğitimi ikiye ayırıyoruz: birincisi hamaliyesi ağır standart ürünler, diğer yandan da sizin için daha özelliği olan ürünler. Böylece zamandan da ciddi bir tasarruf edersiniz.
Konuştuklarınızdan anladığımız kadarıyla sınıf içi eğitimle birlikte uzaktan eğitimi savunuyorsunuz. Peki çalışmalarınızda senkron(eş zamanlı) ve asenkron(eş zamanlı olmayan) e-öğrenmeyi bir arada mı kullanıyorsunuz?
Bizim zaten her zaman tavsiye ettiğimiz karma eğitimdir(blended learning). Verdiğiniz bir eğitimde teorik bilgiyi sınıfta anlatıp daha sonra uygulamaya geçersiniz. Biz burada teorik ve pratik olarak eğitimi sınıflandırıyoruz. Teorik kısmı internet ortamında insanlara sunuyoruz ve kişiler bu bilgileri sindirmiş bir şekilde derse geliyorlar. Derste öğretmen kısa bir toparlama yapıyor ve uygulamaya geçiliyor. Böylece zamandan bir kazanım sağlanmış olunuyor. Sınıf içi eğitim çalışmalarımıza gelince iki uygulamamız var: Birincisi biz eğitim danışmanlık şirketleriyle ortak çalışıyoruz. Bize; ben sınıf içi eğitimden vazgeçmek istemiyorum diyen şirketleri, dokusu, eğitim anlayışı bize yakın olan kurumlara yönlendiriyoruz. Kurumlarla birlikte çalışıp müşterimizin ihtiyaçlarını ortaya çıkararak bir karma eğitim modeli sunuyoruz. İkinci modelde şirket bize çok farklı bölgelerde çalışanlarım var ki onları buraya getirmeden eğitim vermek istiyorum ama herkesin aynı anda eğitim ortamında olmasını istiyorum diyor. Bu noktada bizim küresel bir çözüm olan Centra ile iş ortaklığımız var. Centra bir sanal sınıf, online toplantı ortamı ürünüdür. Bu çözümü isteyen şirketlere Centra'yı öneriyoruz. Bu bağlamda asenkron ve senkron bileşiminde iki çözüm sunuyoruz.
Şu anki şartlar göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'deki şirketlerin e-öğrenmeye ilgileri ne düzeyde?
Şöyle söyleyebilirim bundan 2,5 sene önce piyasadaki en büyük şirketlerle konuştuğumda kimileri tabi ki biliyordu ama birçoğu bu kavramı duymamıştı bile. 'E-öğrenme nedir?'den başlayan bu süreçte artık firmalar bize eğitim çözümleri için başvuruyorlar ve 'bize neler sunabilirsiniz? ' e geldiler.
Çok farklı sektörlerden farklı yapılara sahip şirketlere eğitim veriyorsunuz ve bu eğitimleriniz müşterilerinize hitap ediyor. Bu noktada biraz eğitimlerinizden bahseder misiniz?
Temel yetkinliklerden yola çıkarak oluşturduğumuz, içerisinde 120 tane eğitimin bulunduğu hazır eğitim kataloğumuz var. 20 -25 gibi bir rakamla başladığımız bu kataloğa her yıl 10 ila 15 arasında eğitim ekliyoruz. Ama sizin kataloğunuz ne kadar geniş olursa olsun, şirketin tamamen kendine özel ihtiyaçları olabildiğinden tıkanabiliyorsunuz. Şirketi kapıdan giren birine nasıl anlatacaksınız? Bu noktada ürünlerinizi, satış tekniği eğitimlerini, prosedürleri, ilkeleri yani kısacası kurumlara özel bazı öğeleri standart bir katalogda bulundurmak mümkün değil. “Custom content” dediğimiz kurumsal eğitim içerikleri düzenliyoruz. Eğitim kataloğunun yanısıra şuana kadar kurumlara özel 350 e yakın eğitim geliştirdik. Özetle bir şirketle bir eğitim üzerinde çalışırken biz de bir nevi o eğitimi almış gibi oluyoruz.
Eğitimlerinizin içeriğinde neler bulunuyor?
Eğitim kataloğumuzu 4 ana başlıkta toplayabiliriz.
-Microsoft ofis yazılım eğitimleri
-Kişisel ve profesyonel gelişim : Kişinin mesleki ve kariyeriyle ilgili gelişime yatırım yapacağı eğitimler.Zaman yönetimi eğitiminden, liderlik becerileri eğitimine kadar oldukça geniş bir yelpaze var.
- Finans eğitimleri
- Kalite sistemleri eğitimi
Kişisel ve profesyonel gelişim eğitimleri çok tercih ediliyor. Bunun yanı sıra ofis eğitimleri oldukça talep görüyor. Ama yüzde olarak şu eğitim şu kadar talep görüyor diyemeyiz.
İnteraktif bir ortamda etkili bir eğitimi hazırlamak oldukça zor ve zaman alan bir iş olsa gerek, bize bu süreçten bahseder misiniz?
İğne oyası işlemek kadar zahmetli bir iş bu. Eğitimi ham halinden alıp interaktif ortamda kullanıcıya hazır hale getirmek süreci oldukça uzun. Çalışmanın çeşitli aşamalarında eğitimi hazırladığımız firmayla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Akdeniz toplumu olmamızdan dolayı okumayı sevmediğimiz bir gerçek bu yüzden görselliği en üst düzeye çıkarmak eğitimin etkinliği açısından çok önemli.
Bireysel kullanıcılarınızdan bahsedersek, neler talep ediyorlar, hangi eğitimleri alabiliyorlar?
www.enoctaakademi.com bizim bireysel eğitim portalımız. Öncelikle kurumların aldığı bütün eğitimleri alabiliyorlar. En çok talep üniversite öğrencilerinden geliyor. Ofis eğitimleri en çok tercih edilen eğitimlerimizden biri. Ayrıca bugünün lideri, stres eğitimi, zor kişilerle başa çıkma eğitimi gibi eğitimlerimiz talep görüyor. Bireysel eğitim alanında özellikle bu yıl ciddi projelerimiz var ve Milliyetin insan kaynakları portalıyla yaptığımız anlaşmanın dışında diğer sürpriz projelerle de bu yıl daha fazla insana kendimizi tanıtma fırsatı bulacağız.
Ofis eğitimlerini alan insanlara eğitimi bitirdikten sonra herhangi bir sertifika veriyor musunuz?
Sertifika değil katılım belgesi veriyoruz. Bizim bu eğitimlerimiz herhangi bir yerden tescillenmiş değil ama Microsoftla probil den kaynaklanan yakınlığımız dolayısıyla onlar eğitimlerimizi inceliyor çok da başarılı buluyorlar. Demin de dediğim gibi herhangi bir kurumdan tescillenmiş değiller. Zaten geçerlilik de biraz göreceli bir kavram. Yani neyin geçerliliğini nereden aldığınız sorgulanabilir. Biz her eğitim için her bireysel müşterimize katılım belgesi veriyoruz.
>>1. Bölüm Sonu Başadönmek İçin Tıklayın>>
E-learning İle Üniversite Eğitimi ve Yöntem Hakkındaki Yorumlar
Tamamen e-öğrenme ile diploma verilebilir mi?
E-MBA den bildiğimiz gibi verilen bu diplomalar sadece asenkron eğitimlerden oluşmuyor. Öğrenciler belli zamanlarda öğretmenlerin de bulunduğu sınıf ortamında toplanıyorlar. Onlar da belli dönemlerde verilmek üzere ödevler hazırlıyorlar ve hocaları onlardan geri dönüşü bekliyor. Bu sistem içerisinde e-danışmanlar var ve öğrencilere yardım ediyorlar. Denklik konusu biraz ayrı bir kulvar ama yerden bağımsız bir akademi kurulduğu söylenebilir. Türk-Kazak işbirliği ile kurulan Ahmet Yesevi üniversitesinden 5 yıldır süren bir projemiz var. Yeni başlayan Gazi Üniversitesi projemiz var. Newport ve Preston University ile başlayan bir işbirliğimiz var. Zaten genelde Türkiye deki bir üniversite ile yurtdışındaki bir üniversitenin beraber program hazırlayıp iki kurumun sertifikası veriliyor. Phonex University tamamen uzaktan eğitim uyguluyor ve çok ciddi bir öğrenci sayısı var. Yani bir üniversite düşününki sizin binanız Amerika da olabilir ama Yeni Zelanda’dan bir öğrencinize Alman bir öğretmen ders verebilir. Öğrencisi ve öğretmeni yerden bağımsız bir dünya diyebilirim.
Gazi üniversitesi ve diğer bazı Üniversiteler ile e-learning programı hazırlama çalışmaları yaptınız. Peki tamamen on-line ya da karma olarak verilen bu eğitimlerin geçerliliği konusunda YÖK’in bir endişesi var mı?
Üniversiteler bu eğitimi genellikle lisansüstü olarak yapıyorlar. Lisans eğitimi olarak online eğitim veren üniversitelerin bu konuda YÖK’ten onay almaları gerekiyor ve bunu yaparken de sadece uzaktan eğitim ile değil, sınıf eğitimi ile destekleyerek yapıyorlar. Sınavlar yine sınıflarda oluyor. Bu noktada tekrar belirtmekte yarar var, olaya sadece uzaktan eğitim olarak bakmaktan ziyade, eğitimin ne amaçla yapıldığını dikkate almalıyız. Bazı eğitimlerde öğrencinin öğrenmesi önemlidir, sınavlarda kopya çekerek bir şeyler öğreniyorlarsa bu bile iyi bir şeyidir. Ancak bu eğitimin önemine göre değişir. Eğer lisans eğitiminde olduğu gibi eğitimin önemi yüksekse bu durumda eğitim konusunda daha ciddi davranılmalıdır.
Yök’ün diplomaların geçerliliğini tanımaması Türkiyedeki e-öğrenmenin ilerlemesinde bir engel olarak gözüküyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Tabi bunun politik yönleri de var. Ben yurtdışındaki üniversitelerde başarıyla uygulanan bu sistemin etkinliği görülerek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu sorunun yavaş yavaş ortadan kalkacağını düşünüyorum.
Milli eğitim bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar var ve biz de bu ihalelere katıldık. Kamu bizim için bakir bir alan ve gerçekten orada da ciddi bir hareketlenme var. Hava kuvvetlerinin hava harp okulları bünyesinde bu eğitimler gelişiyor. Yine başlangıç aşamasında olsa da Büyükşehir Belediyelerinden , Kültür Bakanlığına kadar kurumlar e-öğrenme ile ilgili çalışmalar yapıyor.Ayrıca bizim içerisinde bulunduğumuz her okula bir bilgisayar sınıfı kampanyası gerçekten büyük bir projeydi.
Sanal ortamlarda verdiğiniz eğitimlerde nasıl bir ölçme değerlendirme yöntemi kullanıyorsunuz? Öğrencilere toplu bir sınav mı uyguluyorsunuz yoksa toffle gibi on-line bir sınav mı uyguluyorsunuz?
Aslına bakarsanız her iki yöntemi de uyguluyoruz. Örneğin, Türkcell bütün şubelerine bir sınav açtığını söylüyor, ve yarın sabah saat 9 da herkes bu sınavı alsın diyor, 20 dakikalık bir süre içerisinde herkes bu sınavı internet üzerinden alıyor. Emeklilik gözetim merkezi’ne baktığımızda, onlar bireysel emeklilik paketi satacak kişilerin yeterliliklerini ölçmeye çalışıyorlar, bu tarzdaki kurumlar belirli bir tarih ve sınav yerleri belirleyerek herkesi gözetmen denetiminde eş zamanlı olarak eğitime tabi tutuyorlar. Yada bu ikisinden farklı olarak verilen eğitimi tamamlayan birine, “tamam sen eğitimini tamamladın, kendini değerlendirmek amacıyla, verdiğimiz testi bir hafta içinde yap” diyerek öğrencinin kendi başarısını değerlendirmesini istiyoruz.
Biliyoruz ki bazı öğrenciler öğretmen eşliğinde bile kopya çekmeye yelteniyorlar, ve kopya çekmek internet üzerinde daha kolay. Kopya çekme olayının engellenmesi için herhangi bir sistem geliştirilebileceğini düşünüyor musunuz?
İnternet üzerinde güvenliği sağlamak %100 mümkün değil. Ama çeşitli önlemler var, eğer bir sertifikaya bağlı bir sınav yapıyorsak, öğrencilerin gönüllü olarak çalıştıklarını ve başlarında da gözetmen bulundurulduğu için çok sorun olmadığını düşünmüyoruz. Diğer taraftan isteğe bağlı olarak, kişinin “hadi bakalım, ben ne öğrendim bakayım” diyerek girdiği sınavlar var. Orada da bir gözetmene gerek duymuyoruz, sadece kişi kendini gözlemlemiş oluyor.
>>2. Bölüm Sonu Başadönmek İçin Tıklayın>>
İnternet Kullanımı ve Eğitim Amaçlı Kullanılması
Bizim interneti kullanma bilincimiz ve altyapımız bu gelişme için yeterli mi?
Bilinçlendirme ayrı bir konu ama Türkiye’nin altyapısının çok bir eksiği yok. 2,5 milyon ADSL abonesi var ve Telekom’un projeleriyle bu sayı giderek artacak ve böylece daha çok eve internet girmiş olacak. Eğitimlerimizi insanlar daha hızlı ve etkin bir şekilde alabilecek. Bizim bizzat ilgilendiğimiz bir konu olan altyapı da o kadar karamsar bir tablo yok. Amacımız oğlunun yada kızının bilgisayarından bir ev hanımına eğitim imkanı sunmak.
Amerika’da önce radyo sonra televizyon eğitim amaçlı kullanılacak vaadi ile sunuldu ancak çok fazla bu amaca hizmet edemediler. Şu an uzmanlar uzaktan eğitim için internetin de tıpkı radyo ve televizyon gibi amacından çıkacağını söylüyor. Sizin tahmininiz nedir?
Çok kesin bir tahminim yok. Ancak internetin ülkemizde 10 yıllık geçmişine baktığımızda, insanlar tarafından dönemsel olarak farklı amaçlar için kullanıldığını görüyoruz. Bu amaçların arasında bilgi aramak da var. Eğitim amaçlı kullanıma gelince, IDC’nin raporlarına göre insanlar interneti sadece ‘çet’ için değil bilgi yada haber arama için, ve aynı zamanda eğitim için kullanmaya başladılar. Bu oldukça iyi bir gelişme. 10-15 yıl sonrasında Türkiye’de internetten öğrenme nasıl bir konuma gelir, tam olarak bilemeyiz tabi ama internet ile daha önceden tanışmış olan Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde eğitim amaçlı kullanım oranı sürekli olarak artıyor. Türkiye’de de şu anda çok hızlı bir kullanım artışı var. Zaman içerisinde bu artış hızı yavaşlayabilir ama biz artışın sürekli olarak devam edeceğini düşünüyoruz.
>>3. Bölüm Sonu Başadönmek İçin Tıklayın>>
E-learning Sektörü ve Sektördeki Çalışma Yapısı
E-learning sektörünün gelişmesine bağlı olarak, geniş bir iş alanı olacağını düşünüyor musunuz?
Bildiğiniz gibi üniversitelerde BÖTE(Bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği) bölümlerinin kurulmasıyla, eğitim teknologları yetişmeye başladı. Bu terimler şu anda sektördeki birçok için kişi oldukça yeni kavramlar. Biz kendi stajyerlerimizi BÖTE bölümü öğrencilerinden seçiyoruz. Bu öğrencilerden bazıları daha sonra bizimle çalışmaya da başlıyorlar. Bazen çok yoğun iş dönemleri yaşıyoruz ve bu dönemlerde işleri hızlandırmak adına dönemsel çalışanlarda alabiliyoruz.
Peki sizce e-learning alanında çalışacak bir kişinin, başarılı olabilmesi için hangi vasıfları taşıması gerekir?
Böte bölümü öğrencileri gerekli desleri alıyorlar ancak bunun yanında alanı takip etmeleri önemli. Kendi çalışanlarımızda gördüğümüz genel özelliklere bakarsak, genel olarak üniversiteden çıkıp gelenler alan konusunda çok iyi düzeyde olmayabiliyorlar. Genellikle çalışanlar referans ile işe alınıyorlar.
Enocta’nın kurumsal yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz? E-learning başlığı altında hangi alt çalışma alanları mevcut?
Temelde bütün e-learning işerini yürüten 52 kişilik bir kadromuz var. Bunlardan 5’i satış&pazarlama ile ilgileniyorlar. 32 kişilik bir ekip içerik geliştirme ile ilgileniyorlar. Bunun yanında 11-12 kişilik bir ekip de “arge” olarak çalışıyor, yani işin altyapısı ile ilgileniyorlar. Arge ekibi genel olarak bir LMS üzerinde çalışıyor ve sürekli olarak bu LMSi geliştiriyor, aynı zamanda oluşan sorunlar için teknik destek sağlıyor. İçerik geliştirme ekibi ise kendi içerisinde alt guruplara ayrılıyor. Yeni bir çalışma başladığında bir içerik geliştirme ekibi oluşturuluyor. Bu ekipten bir kişi proje yöneticisi olarak atanıyor. Bu kişi işi organize eden herkesin görevine odaklanmasını sağlayan kişidir. Bunun dışında eğitim teknologları, senaristler, grafik tasarımcıları ve yazılan hikayeleri karikatürize eden bir animatist gurubun diğer üyelerini oluşturuyor.
>>4. Bölüm Sonu Başadönmek İçin Tıklayın>>
Enocta ve ABLMS
Bizim sorularımız bu kadar, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Bizim hedefimiz bu alanda bilinç yaratmak. Bugün çok fazla e-learning firması var. Her ne kadar bu firmaların birçoğu rakip firmalar olarak görünse de, aslında bizi biraz daha büyütüyorlar. Çünkü bizim amacımız kalitemizi sürekli korumak ve yükseltmek. Bizim tek işimiz e-learning ve bu alana çok iyi konsantre olmuş durumdayız.
Sokaktaki insana e-learning ile eğitim verebilmek ve yut dışına da açılmak amaçlarımızın arasında yer alıyor.
LMS’den kısaca bahsetmek istiyorum. LMS e-larning’in olmazsa olmazı. LMS olmadan verilen eğitim; kaynakları bir yere koyup, ‘istersen bak’ demekten farkı olmaz. Eğitimi takip etmek arka planda raporlamalar yapmak ve işlerin performansını takip etmek, e-larning için önemli konular. Bizim bu konuda bir LMS’imiz var ve bunu isteyen kurumlara sağlayabiliyoruz. Firmalar ya alt yapı çalışmaları yaparak bir sistem kuruyorlar yada Enocta’nın kendi ‘server’ını kullanarak çalışıyorlar. Biz ABLMS kullanıyoruz. Bu sistemde son zamanlarda çok önemli gelişmeler gerçekleştirdik. Bu LMS uluslarası AICC ve SCORM standartlarına uygun olarak tasarlandı. Bu sistemde önemli bir değişiklik var, artık kurumlar sadece e-learning paketlerini değil sınıf içi eğitimlerini de bu sistemden takip edebiliyorlar.
Teşekkür ederiz Esra hanım,
Ben teşekkür ederim.
>>Röportaj Sonu Başadönmek İçin Tıklayın>> |
|